1919 yılının sıcak bir Haziran günü…
Bozdoğan sokaklarında yayılan bir haber, ilçeyi adeta sessizliğe gömdü:
“Demirci Mehmet Efe geliyor…”
Dağların ve zeybeklerin arasında adı korkuyla anılan Demirci Mehmet Efe, adamlarıyla birlikte Bozdoğan’a doğru ilerliyordu. İlçede büyük bir tedirginlik vardı. Çünkü hedefinin kim olduğu biliniyordu.
O dönemin varlıklı isimlerinden ve Kuvayı Milliye’ye destek veren kişilerden biri olan Hacı İbrahim Ağa’nın konağı, baskının merkezindeydi.
Demirci Mehmet Efe’nin yaklaştığını öğrenen dostları, Hacı İbrahim Ağa’yı önceden kaçırmayı başardı. Ancak konakta ailesi kalmıştı.
Evde bulunan yedi kız çocuğundan büyük olanlar güvenli yerlere sığınırken, geride yaşları henüz sekiz ve on olan iki küçük kız kaldı.
Demirci Mehmet Efe konağa ulaştığında Hacı İbrahim Ağa’yı bulamadı. Bunun üzerine iki küçük kızı yanına alarak rehin götürdü. Ardından konağı ateşe verdi ve adamlarıyla birlikte Belen tarafına çekildi.
Olay burada da sona ermedi.
Hacı İbrahim Ağa’ya haber gönderildi. Kızların serbest bırakılması karşılığında yüksek miktarda para istendi.
Bir baba için başka seçenek yoktu.
İstenen para temin edildi ve iki küçük kızın hayatı kurtarıldı.
Bozdoğan günlerce bu olayın etkisinden çıkamadı. İlçede korku ve belirsizlik hâkimdi. Demirci Mehmet Efe bir süre daha bölgede kaldı ve halk uzun süre diken üstünde yaşadı.
Ancak tarih sahnesinde başka gelişmeler de yaşanıyordu.
Bozdoğan baskınını duyan Yörük Ali Efe’nin, Nazilli Jandarma Bölük Komutanı Nuri Bey aracılığıyla Demirci Mehmet Efe’ye şu mesajı gönderdiği anlatılır:
“Efelik, zeybeklik yapacak zaman geçti. Efeliği düşmana karşı gösterelim de memleket kurtulsun.”
Bu sözler, Anadolu’nun işgal günlerinde yön değiştiren mücadelenin de bir işaretiydi.
Bozdoğan Baskını, ilçenin hafızasında korku, belirsizlik ve çalkantılı günlerin sembollerinden biri olarak yerini aldı.